22 Ağustos, 2012

Mykonos'a Neden Gidilir?




 Tatil Rotası yazı dizime Mykonos ile devam etmek istiyorum. Her ne kadar Mykonos’u yerinde yaşamak gerektiği tezini savunmamda sizleri elimden geldiğince adaya götürüp getirmek isterim. Mykonos dünya çapında insanların tercih ettiği bir ada olmasıyla meşhur bir yer. Adada hayat geç başlar geç biter. Genel olarak eğlence için aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir yerdir.  Mykonos, kendi sihrini ve cazibesini kendisi yaratmayı başarmış bir ada. Lacivert Ege’nin ortasında parıldayan beyaz evleri ve altın renkli kumsalları ile cazibesine cazibe katıyor. Volkanik patlamalar sonrası oluşmuş Cyclades adalar topluluğunun en küçük adası aslında, ama kazandığı ün ile en çok bilineni ve ilgi çekeni .
Bu ün de boşuna değil tabi. Özgür eğlence anlayışı ve ada halkının hoşgörüsü ile tüm dünyadan ziyaretçileri kendisine çekmeyi başarabiliyor. Kimi sadece eğlenmeye, kimi de eğlenirken denizin, alışverişin, lüksün ve sanatın da tadını çıkarmaya geliyor.Biz ise, Ege’de sakin sakin dolaşan gemimizde yeni yerler keşfetmenin heyecanı ile ada bize kısıtlı zamanda ne sunabilecekse onu almaya gidiyorduk. Gemimiz, Mykonos’a yaklaşırken Meltem rüzgârı da gücünü iyice hissettirmeye başlamıştı. Gemimiz, adanın merkezi olan Chora’ya, bir kaç kilometre mesafedeki iskeleye yanaştığında, bizler için bekleyen otobüslere binerek merkeze varabildik. Akşamüstü saatleri yeni yeni başlamıştı. Güneş yakıcı sıcaklığını henüz kaybetmişken, meltem etkisini daha da arttırmıştı. Kendimizi adanın dolambaç sokaklarına bıraktık. Boşuna dolambaç gibi değil sokaklar, geçmişte adanın yerli halkı korsanlardan kaçabilmek, onları yanıltabilmek amacı ile sokaklarını dar ve karışık yapmış.







Mykonos, Kykland Adalarına bağlı olan ada granitten oluşmuş  ve yaklaşık olarak 89 km sahip şeridine sahip gerek coğrafi yapısı ile bize yakınlığı, gerekse yakın lezzetleri ile Türklerin pek de yabancılık çekmediği bir yer. 1453’ten 1832ye kadar Osmanlı denetimindeki kalan bu ada plajlarıyla ve eğlencesiyle hafızanızdan silinmeyecek bir tatil yaşatacağı kesin.




Adanın en meşhur yeri matoyianni sokağı. Arnavut kaldırımlı görünümlü bu sokaklara bırakın kendinizi. Liman boyunca uzanan bu cadde de yürüyüş yapabilirsiniz. Bembeyaz duvarları, gece mavisi kapıları, buram buram begonvil kokan balkonlarıyla, Mikonos evleri ise Mikonos’u tamamlayan unsurlardan birisi adeta. Galerilerin yanı sıra,butikler, hediyelik eşya satan mağazalar, cafeler ve restoranılar da Mykonos sokaklarına renk katıyor. Dar sokaklarda yürürken birden karşınıza özgün mimarileri ile kilise ve şapeller çıkabiliyor. Eğer içeride ayin yoksa girip ziyaret edebiliyorsunuz. Ayrıca, kıyıdaki balıkçı teknelerinin arasında dolaşan sevimli pelikan Petrus ile tanışabilirsiniz. Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikâyesi var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş) yapar Pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bu gün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine getirilen 2.Petros’tur.

Adadaki görülmesi gereken yerlerden biri de Küçük Venedik (Little Venice) olacak. Bu bölgenin esas adı Alefkhandra. Adadaki görülmesi gereken yerlerden biri de Sanat galerileri, barlar, diskolar ve Caferlerle dolu bir bölge. En önemli özelliği ise, zamanında adada yaşayan kaptanların yalı şeklinde yaptırdıkları evleri.Şimdilerde her biri birer eğlence mekânı olan bu evler, ahşap dokuları ve denize uzanan cumbaları ile gelen ziyaretçilere gün batımında güzel pozlar veriyor.Ada merkezinden uzaklaşmak, daha dingin bir ortam da bulunmak isterseniz, küçük Venedik’in hemen karşı yamacında yani doğusunda Aro Mera Köyü’nden rıhtım boyunca uzanan yel değirmenlerini görebilirsiniz. Kültürel etkinlik eklemek isterseniz size 1700’lerden kalma bir binada konumlanan Folklor Müzesi’ni görmenizi tavsiye ederiz. 500’den fazla kiliseyi barındıran Mikanos’ta görsel bakımdan en dikkat çekici olan kilise ise ada tepesine konumlanan  parapotian.



Mykonos'un bir tatil adası olduğunun göstergesi ise, sahip olduğu muhteşem plajlarının göstergesidir. Yaklaşık olarak on beş plajı bulunuyor desem yalan olmaz. Limana en yakın olanları Malalianos ve en kalabalık olanı Tourlos plajlarıdır. Uzun vaktiniz varsa, limandan Platys Gialos plajına giden otobüslere binmeniz ve buradan kalkan kayıklarla Mykonos Adası’nın en iyi plajları olan Paradise(cennet), Super Paradise, Agrari ve ya Elia’ya gitmenizi öneririm. Bunlardan Super Paradise bir çıplaklar kampıdır. Elia ise en sonda olduğundan, Ada’nın göreceli en sakin plajıdır.

Mykonos'da güzel plajların yanı sıra, sanat, kültür ve tarihi görebileceğiniz bolca müze bulabilirsiniz. 
Arkeoloji Müzesi: Delos tarihi bölgesinden getirilmiş antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları, taklar, bir Her kül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu müzede sergileniyor. Deniz Müzesi: Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili araç gereçlerin ve amfora, eski paral . Gibi su altı buluntularının sergilendiği bir müze. Kültür Müzesi: Bir açık hava müzesi olan kültür müzesinde geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu, fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yel değirmenidir. Alışverişe gelince; neredeyse en ünlü markaları Horo'da bulabilirsiniz. Keten ve dantel perdeler Mykonos'da meşhurdur.

Mykonos'da ne yemeli ? 
Adadaki sınırsız eğlencede olduğu gibi yemekte de seçenekler bol. Dünya mutfaklarından oldukça lezzetli yemekler size sunuluyor ancak adanın geneli ile uyumlu. İster dar sokaklarda kurulmuş renkli ahşap masalarda, isterseniz de denize nazır restoranlarda yemeğinizi yiyebilirsiniz. Söz konusu Ege denizinin ortasındaki bir ada ve Ege mutfağa olunca yiyecek konusunda hiç sıkıntı çekmeyeceğinizi düşünüyorum. Genel olarak, deniz ürünleri ağırlıklı restoranlar ağırlıklı olsa da, İtalyan tarzı yemeklerde bulmanız mümkün.

Leto Restaurant: Öğlen yemeği için en ideal yerlerden birisi. Çünkü,  muhteşem havuzundan gün boyu faydalanabilirsiniz. Havuz, akşamları ise harika ışıklandırmasıyla romantik bir atmosfer yaratıyor. Chora bölgesinde bulunan bu yerde, iskorpit balığı, dana bonfile, dorado fileto ve parfait praline gibi yerel lezzetleriyle meşhur.En Plo: Eğer daha samimi ve daha canlı bir yer arıyorsanız, Mykonos limanının hemen sağındaki En Plo tam size göre. Bu kafe barın ismi, Yunanca “güvertede” anlamına geliyor. Deniz kenarındaki En Plo, mükemmel konumu sayesinde nefes kesen bir manzara ve cıvıl cıvıl bir ortam sunuyor. 24 saat açık olan mekân, sabahları continental kahvaltı, bir dizi kahve seçeneği ve taze sıkılmış portakal suyu sunuyor.


Mamacas Mykonos: Bu olağanüstü restorant, tanınmış politikacılar ve işadamları yetiştiren ünlü Andronikos ailesine ait 1845 yılından kalma eski bir evin bahçesinde hizmet veriyor. Bahçedeki beş palmiye ağacının en yaşlısı 155 yıllık. Bu sevimli ve otantik mekan, adanın yerel kültürünü en iyi şekilde tecrübe etmenizi sağlıyor. Restoranın spesyalitesi ise domates sosunda hazırlanan Mykonos köftesi.
Nammos: Mykonos’ta kime sorarsanız sorun, adanın en gözde restoranının Nammos olduğunu söyleyecektir. Adanın en trend beach restoranı, ünlü Psarou Plajı’nda konumlanıyor. Restoran yemek alanı, lounge bar ve beach club olarak ayrılıyor. Akşam saatlerinde dolup taşan mekanın akşam yemekleri ev yapımı ekmekler eşliğinde ikram edilen humusla başlıyor. Sonra sıra altın gibi kızarmış kalamar tabağına ve taze sebzelerden yapılan salataya geliyor. Nammos’un ana yemekleri, kapari ve güneşte kurutulmuş domates gibi Yunan dokunuşuyla renklenen zengin makarna ve ravioli çeşitlerinden oluşuyor.


Plajlar, sokaklar, evler derken saatler akıp gitti Mykonos’ta. Adada ki muhteşem gün batımından sonra akşam karanlığı ile beraber kalabalık da artış göstermeye başlıyor. Bir kaç saat önce rahatça dolaştığımız sokaklarda artık neredeyse omuz omuza yürür hale geliyorsunuz. Eğlence ise adanın cazibesinin odak noktası. Gelen turistlerin en önemli tercih nedeni bu aslında; sabaha kadar gönüllerince eğlenmek. Adanın reklamlarında da yer alan “hoşgörü” eğlence ortamları için de geçerli. Dar sokaklara kapıları açılan mekânların önlerinden geçerken bile içerideki eğlencenin ve müziğin coşkusunu dışarıdan algılayabilirsiniz. Adada eğlenmek için birçok bar alternatifi bulabilirsiniz. Özellikle, Interni Restaurant'ı rahatlıkla önerebilirim. Hem yemekler, hem içecekler konusunda gayet başarılı. Bunun dışında; Katerina’s Bar, New Face (Down Under) Bar,Ramrod Bar, Astra Bar tercih edilebilecek yerler arasında.

Mykonos'a  Nasıl gidilir?
Mykonos’a Yunan Adaları turları düzenleyen tur şirketleriyle gidebilirsiniz ya da THY veya Olimpic Havayolları’yla Atina’ya gidip oradan yine Olimpic Havayolları’yla Mykonos’a aktarma ile gitmeniz mümkün.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder